28 Aralık 2012 Cuma

Kişiler var ama gerçek olanları nerede ?



     Zorlanıyor bazen insan ileri gitme konusunda. Olduğu yer bazen o kadar harika görünüyor ki tamamen kapatıyor kendini her şeye ve sonsuza kadar burada öylece kalabilirim diye düşünüyor. Ancak düşünceler gerçek olabilseydi harika olurdu diye iç geçirmeleri aklıma geliyor izledikçe , baktıkça gözler aşağılara iniyor. Aslında çok hızlı bir an olsa da bir yıllık bir kapanış gibi içten kopan bir parçanın dağılma süreci. Ellerini uzatmak istediğin an kaldığın yerde yalnız kaldığını anlarsın ve düşünürsün , Mutluydum ne oldu da şimdi yalnızım ?  Bu soru asla cevap bulamayanlar arasında her an canlı bir şekilde tetikte bekler . Ne bir cevabı nede bir karşılığı vardır. 

- Evet mutluluk var peki hangi cehennem katmanın da ?

Lanetler normal konuşma haline dönüşmüş ise iyi dilek katmanı nereye sıkıştı sorusu hemen akabinde beyninde yanan ampul gibi aydınlanır. Peki bu sorular hangi kısımda yer alır buda bir bilinmezlik.. Kişiler sözlerin ağırlığını bilselerdi konuşmanın sanat olduğunu anlayabilirler miydi. Donuk kalmış bir hücrenin aktifleşmesini bile duygulara bağlayan bir toplum mantığın hangi devrede kullanacağını asla bilemez. 

-Çok güvenmiş her hücre mi açmıştım ama hataya kapılmışım bilememişim ben mutluluğun onda olmadığını.

Yalanlarla kapatmaya çalıştığımız hatalarımızı asla bir daha o kuyuya düşmeyeceğim diye kapattığımız ağızların toplamı bedenini çürüyene kadar kendini bile aşıp geçerken doğru tabiri nedir ? Sorusu tokadın yerini alır kişilerin karşısın da.

Donuklaşması nı  izledim kişilerin birer birer kendi elleriyle yok oluşlarını ve en sonu tekrar ayağa kalkmak için can çekişirken sırt döndüğünü söylediklerini tozlar arasında seçip onları merdiven yapma çabalarını da izledim. Kişiler İNSAN olduklarını düştüklerinde merdiven bulamayınca hatırlarlar.

Şimdi ne suçlamanın neden bir suçlu aramanın vakti. Sizler her daim başkalarını aradınız ya peki kendinizi ne zaman aramaya başlayacaksınız. Ölüleri boş verip yeni bedenlere gebe kalmak ne ihanet neden bir acımadır yaşamanın getirileri dir. Şimdi Mutluluk nedir diyen sen mutluluk oradaydı diyen beynin parçalanmış ruhun yenilenme aşamasına gelmek için daha ne kadar edebilirsin kendini ?

Donuk olmanın ne bir anlamı nede bir çok soruyu aynı anda sormanın mantığı vardır. Aşk bir kuştur uçmak için yaratılmış sen bir etsin dir çürümek için dünyaya hapis edilmiş mutluluk bir ihtiyaçtır tüketip yenisini oluşturmak için.