10 Mayıs 2013 Cuma

Dökülür kelimeler dudaklardan topraklara....



      Pamuk ipliğine bağlanmış umutların getiri götürüsü kısa süreli bir andan ibaret. Dolaylı yapılanlar amaca aykırı ise dürüst olanların mezarları çok üstlerde her daim geride kalanların savaş alanından kaçtığı gerçeği aşikar ortada. İlerleme iç güdüsüne asla kelepçe vuramayacağımız gibi birine olan ihtiyaçta bir o kadar gereklilik sağlar. Umutlara tecavüz edilmiş bir toplum içerisinde konuşarak anlaşmaya çalışmak lüks. İleride olanların sunduğu pudralı görüntüler yağmurla yok olup gidiyorsa yağmurdan korkanları mı çıkarmalı hayattan yoksa yağmurda dans edenlere mi inanmalı ? Sonuç ne olursa olsun aslında söylenmek istenen yaşanamıyor sa ne fayda ellerine taktığın demirlerin , ne fayda sunduğun nimetlerin .


    Baktığın ama göremediğin alanların sayısı gün geçtikçe artıyor ise yolunda gitmeyen bir çok şeye gebe sindir. Görünmezlikler içerisinde kaybolan ruhların çığlıkları her daim şikayetlerle yüklendiğin bedenin ne olursa olsun birisinin seni sevme isteğin kendini ne kadar sevdiğinle bağlantılı olan gerçeklerin yüzsüzlüğü her zaman peşine takılan lanetin gibi. Bildiğin , anladığın , öğrendiğin her gerçek seni ileri adımlarla taşımayacaksa  eğer fazlalıkları hayatından atmış olmaya üzülecek vaktin olmamalı çünkü sen çoktan geriye atılmış bir varlıksın dır. Bazı gerçekliğin acısımı bizleri olgun kılan yoksa oyuncuların fazlılığımı gerçek terimini bize unutturan.

    Gözyaşlarının bile sahte olduğu bir kavrama inat hala ayakta duruyor isek bizim yanlış anlayışımız onların yanlış anlayışı ile bir değildir. Kendi bedenini başkasına nimet diye sunanların arasında bedenini sevenlerden olmak sonsuza kadar yer altında yaşayabileceğini kanıtlasa dahi bir gün yukarıdan birisi seni görecektir umudu aynı orantıda içini titretir. Konuşmalar var dır fısıltıları sürekli kulaklarını dolduran , bakışlar vardır şüpheyle sana atılan , kendi içinde doğruyu bilsen de söyleyeme diklerin vardır yorulduğun belli olmasın diye . Bunları bilmelerine rağmen seni alıp yükseltip bir daha yere çarpanlar vardır kendine benzettiğin ama asla benzemeyip sadece makyajı iyi kullanalar dır.


     Ne kadar yazılar yazılsa da ne kadar doğru çarpıtılsa da sonuç her zaman aynıysa kişiler arasındaki çatışma iyiden iyiye kötü gitmeye başlamıştır. Bir kişi için değişip  tek bir varlık için ayakta kalmaktansa her bir varlık ile iç içe bütün olarak kalmak tercih sebebimdir.


     Çıplak bedenlerin gömüldüğü dünya katmanında atmosferde yüzmeyi tercih ediyor isem bu asla benim ruhumu bulamayacağımın da  da işareti dir.

   

8 Mayıs 2013 Çarşamba

Sessizlik alır başını gider bırakır geride kurumuş sözler.....


 Bazen ;

    Yüz sürmelerimizi bir kenara bıraktığımızda asıl olan yüzümüzle karşılaşırken ne yaparız diye düşünüyorum. İlerlemek , gerilemek , uçmak , koşmak , sevmek , sevilmek tamamen bir ihanetin temelini oluştura bilecek bir   saydamlık , tam aksine seni uçurabilecek bir de toz bulutu. Bu kadar sade ancak bu kadar karmaşık bir hayat katmanında nasıl olur da uçarak yüzmeyi isteye biliriz ki ? Ya uçarsın , ya da sadece yüzersin ikisi bir arada asla senin hayatına sunulmaz. İyi dileklere gömdüğümüz umutlarımız pozitif ol sana o şekilde dönecektir yalanını yanına almış bir hediye kutusu gibidir. Uzun soluklu koşmalar da bile yanına aldığın ilk su şişesini son ana kadar taşımaz sın . Her dönemeçte , her seni tıkadığında veya bitirdiğinde atar ve yerine başka bir tane alırsın . Su şişesi ne kadar buna dayana bilir ki ?

 Zamansızlık ;

    Gözlerini kapadığın an düşüncelerin berrak değilse senin için hazırlanmış bir kandırma oyununa giriş yapıyorsun demektir. Kaybedişlerinin üstüne çıkardığın yeni hayatın temelleri sağlam olmayan hayatın için çokta fazla bir lükstür. Zaman içerisinde kavramı senin için bir hiç başkaları için ise sadece bir denge kavramıdır. Eşitsizlik sadece senin içinde değil dışına da yansımıştır. Burnuna gelen kötü koku sadece yanmış cesetlerin toplanmasından yanadır. Kişiler her daim başkalarının zamanına aç yaşar , ve sen sadece onları doyuracak olan ruhunu ne kadar daha koruya bileceksin ki ? Zaman senin için kısıtlı ise şuana kadar senden alınanı geri almak için doğru anda olduğunu fark etmen lazım. Ya sen bitireceksin yada senden alınanı geri alacaksın . Yeni bir hayat için eski hayatını yok etmek erdemdir.


 Vazgeçilmezlik ;

    Koşturmaya başladığın an ne durmayı düşünürsün nede karşına çıka bilecekleri. İlk an her zaman senin için vazgeçilmez olmuştur. Asla bitmeyeceğini o coşkunun kalacağını düşünürsün . Açıkçası beynini yıkarsın aptallık oranında bir kişi olup çıkarsın. Vücudun alışmaya başladığı an ilk heyecan kendini normal bir kalp atışına bıraksa da sen ne kadar zorlarsan zorla değişen çeksen bir anda durmanı sağlayacak olan tıkanman olacaktır. Koştuğun an , rüzgarla seviştiğin an , yüzüne çarpan yağmur damlaları ,  güneşin yakması an bir durmada bunların hepsinin bir anda seni darma duman edebileceğini en başından düşenemediysen işte sen kişilerin seni ip takıp kullanmasına izin vermişsindir.



  Veda ;

    Yalanlara gebe kalmış kadınların tohumları , dilleri fahişe olmuş erkeklerin dölleri ne kadar harika bir geleceğin bizlerin önüne sürüldüğü aşikar ortada. Şikayetler dilekçesi asla TANRI katına ulaşılamayacaktır. Tanrı kendi tuzaklarına çoktan düşmüştür. Güneşin asaleti çok olsa da fazla sıcakta mikropların ürediği de bir gerçektir. Soğuklara kapılsın ruhum dondurucu buzullarda hapis olsun benliğim ne bir güneş ne bir döl bulsun rahmimi benim dualarım kendi beddua m sizlerin hayatları bir o kadar volkan kıvamında çok sıcak , çok mikroplu ama bir o kadar sahte boyalı.

   Rol yeteneği fazla kişilerin hayatlarınıza kattığı sadece sizin de rol yeteneğinizin ortaya çıkması için açtığı kapıdır. Ya kapılıp onlardan olacaksınız yada kapılmayıp kara kutu kalacaksınız. Ya sizler gün doğumlara hakim olanlardan olacaksınız yada olduğunu sanan topluma karışıp sorunsuz yaşayacaksınız ( onların tabiri ile ) Saldım kendimi çıplak buzullara seviştim rüzgar ile son anına kadar tenimde olduğunu sanan sen asla bana dokunamadın dokunduğun sadece en üst katmanım dı.

   Şimdi sizler , ben , onlar susmanın ve kendi çığlıklarını bastırmadan bir kere düşünmenin tam zamanı. Karşınıza çıkacak o iki yoldan diğerini seçseydim sorusuylamı ölcekesiniz yoksa her iki yolunda önceden size sunulduğu gerçeğini görüp kendiniz mi bir yol açacaksınız ?