21 Kasım 2013 Perşembe




       '' Hiçlikten gelmiş olanı geçmişiyle yargılamaya çalışmak saçmalık.''



                              Ağlamak istiyorum......

                                                                   Doğru olan neydi .....?

Gülmek istiyorum .....

                                         Ağızı mı oynatırsam gülmüş sayılır mıyım ?

                                                          Koşmak istiyorum.....
                         Bacaklarım nere de ?
Konuşmak istiyorum ......
    Unuttun mu ?

                                                                      Sarılmak , sevişmek istiyorum.....

                                                                                    Peki kimin ile ?

Omuzların da olanı gözlerinin önüne getirmeye korkuyor musun ?

18 Kasım 2013 Pazartesi

Ben artık sadece Pelin'im peki sen kendin olma yolunu arşınla ya bilecek misin ?






          Beklemenin en acısı , en güzeli , en lezzetlisi şeklinde anlamları olsaydı hepsini bir anda alan olmak ister miydiniz acaba ? Yeniliklere açık olmanın sınırsızlığı , sınırları olanların evreninde ne kadar kolay olabilir acaba ? Her an yükselme , her an isteme , her an bekleme içgüdüleri arasında kalmak çok zor olsa da sonunu arzulamaya odaklandığınız an görme yetiniz artar. Parmak uçlarından kayarak kaybettiklerinizi ellerinizle hatırlıyor iseniz beklemenin anlamını yitirdiğini , yenilenmek için adım attığınızı ve sınırınızı aştığınızı anlamaya korkmayınız.

           -Kendime not . Korktuğum için gözlerimi kapatmayı unuttuğum anı tekrar yaşatıp hatırlatanlara teşekkür olsun.

         Her seferinde beklemek gerçekten çok büyük bir yetenektir aslında. Tanrıyı bekle , sevgiliyi bekle , yaşamı bekle , seni terk edeni bekle sürekli bir bekle terimi sarıp durur bedenini. Beynin yürü git dese de içindeki çarkların terse gitmesi kaçınılmazdır. Bedenin ilerlerken ruhunu zincirleme neden ? Beklemek hoş olsaydı göz yaşlarıyla ağaçlarını sularmıydın ki ? Anımsa yamadıklarını bile bekler halde olduğunu anladığın an kaybettiklerinin cesetleri üzerinde evrende asılı kalırsın. İnanış meselesi gibi bakan gözlerin çoğunluğu arasında doğruyu göre bilme zor olsa da imkansız kadar değildir. 

       Her beklemenin kısa süreli mutlu sonu var diye ,  kulaklarınız her şeye neşeyle açılmak zorunda değildir. Kendini süsleyenlerin beklentilerinin olumlu olması sizi ümitlendiriyor ise ortada bir pazarlanma politikası söz konusudur. Bildiğiniz ama söylemeye korktuğunuz kelimeler , sözler , kitaplar , yaşamlar arasında yitip tükenirken gözler önüne çok cesurmuş gibi de çıkmak soytarılığın getirilerin dendir. ' Makyajın altında ağlayan yüz var aslında ' sözünü kullana bilecek kadar temiz evrene sahip değiliz artık . Gülmelerin , umutların , sevginin  fahişeleşmiş olduğu gerçekliğin de bunu kendinize  yapıyorsanız şikayet etmeye hakkınızda yoktur.



      -Hayat beklemekten ibarettir.

     -Sevgi , sabır  beklemenin katmanıdır.

     - Aşk için doğru anı beklemek gerek.


     Bu sözler olmasaydı acaba gerçekten bu kadar fazla  hayatımıza uygular mıydık beklemeyi  ? 


          Beklemeyi bıraktım , açtım gözlerimi , sundum ruhumu evrene geri dönüşü lotusu anımsattı bana bir o kadar coşkulu bir o kadar narin ve asla yaşamadığım kadar tutkulu. Bileklerimde olanların hepsi kırılmış evrenle sevişir halde devam etmek isteğim oldu.

            Ben artık sadece Pelin'im peki sen kendin olma yolunu arşınla ya bilecek misin ?