27 Ağustos 2012 Pazartesi

Yazdım sadece biraz içim rahatlasın diye...



Belki de bu ilk ve son yazım olucak bu tarzda ama yazmak istedim. Anlatıcakalrım uzun olmasına rağmen başlangıcı yapamıyor olmak aptallığımdan kaynaklı bir durum gibi. İlerlemek istesemde bacakalrımın gömülü olduğu balcıklar her seferinde beni içlerine almak isteyenlerle dolu oluyor. Herkes için olur böle evreler de öenmli olan balcıkmı olunmalı ilerlemek isteyenmi. Bunun ayrımını yapsam da etrafıma baksam da gördüklerim ne beynimden geçen nede gönlümden dilime dökülenler.
Yalnış yazımlar gibi sonradan düzeltilebilecek bir hayatım olsaydı düzeltme kat sayım çok fazla olucağından komple yakmayı tercih ederdim.

Bazen ;

Kendi düşüncelerimden korkuyorum. O anda yapabileceklerim karşısında kendi kanım bile donuyorken Tanrı bu yüzden beni böle durumlarda yalnız bırakıyor diye düşünüyorum. Tek başıma ayağa kalkmaya alışkın , ama kimsenin kolunu göremeyen ben , sadece bir yardakçı gibi sürdüğüm bu hayatın son anına yaklaşırken sırtımda taşıdıklarım artık ağırlıklarını arttırdı. Ben arttırdıkça onlar hafifledi , onlar hafifledik çe ben dahada zorlandım.

Nefes almak ihtiyaçtan çok lüks kullanım alanına girdi benim için. Şimdi rahatım sözünü en son ne zaman kullandım bilmiyorum. Kullandın mı onuda hatırlamıyorum. Sırf başkaları için ekndimi değiştirmediğim için parmak ucu olarak kalsam da bu beni bazen zorlasada yinede ben benim işte. İyisi olmasada kötü çoğunlukta olsada ben benim aynada gördüğüm o kadın da benim.

Ne olduğunu kabul edersen ilerlemen başlar derler ya belkide şimdi ilerlemeye başlarım. Belkide şimdi nefes alabilcem gerçekten. Çocuk değilim ya sonuçta ! Dizlerim kanasada topun peşinden koşmaya devam eden bir çocuk olduysam ben. Kalbim bin parçalara bölünmüşse şimdi çocukluğuma inat bu halde bile koşabilirim demek için bile olsa ayaktayım.

Sadece ben böle olmuyorum arada sizler de böle anlara gebe kalıyorsunuz da. Kabul etmek ve kabul etmemek arasındaki ince çizgi aramızdaki ayraç olarak kalıyor sadece.

Şimdi ;

Neyin zamanı bilmiyorum. Ne yapmalıyım onuda bilmiyorum. Ancak bildiğim bir konu var ise o da son nefes bile olsa boyun eğmiceğimdir. Rüzgara emanetim olan ruhumun bedenime geri dönüşünü beklerken bana getiricekelrini sabırla beklerken. Ben şimdi kendim için ne olucam onu bilmiyorum.

Şimdi ne yapmalıydım ki ?

15 Ağustos 2012 Çarşamba

Peki ya sen şimdi seni geride bırakana aç isen....



Bazı anlar vardır, birine ait hissedersin kendini evet artık o olmalıdır dersin tam anlamıyla onunla olacak iken bir anda seni yerle bir eden biri gelir ve üzerinden geçer gider. Böyle bir durum da seni çiğneyen asla seni de alıp gitmez. İnanışlar gibi dillerde dolanan , hayaller gibi yaşanmak istenen bir istek olur ama karşın da olduğunda ne ileri ne geri dosdoğru siler geçer seni.

Alevler içerisin de yaksada kalbini , sen ne yangını söndüre bileceksin nede ellerini uzata bileceksin ,seni yanına alması için. İçin titrerken yanan vücudunu dengeleyemeyip kendi yok oluşuna gebe bıraktığın ruhun. Soramazsın ona -Neden ? veya - Niçin ? sormazsın çünkü alacağın cevap seni yıkacak olanla eş değerdir. Aslında doğru sevgi anlayışı olsun veya olmasın bizler geç kalmışlıklara aşık , zamanında gelenlere soğuk , bizi çiğneyenlere de tutkunuz.

-Beni seviyormusun ?
........
-Peki ne için geç kaldın ?
........
-Peki şimdi ne olucak ?
...........

Bu sorular her zaman bizi takip edicek lanet gibi aslında. Dudakalrımızdan dökülen sorular, bizi her an zorlar dökülmek ister ama ya gelicek olan cevap ona hazırmıyız bilemeyiz.Günlerce beklesek bile bu soruların getirileri  götürülerinden daha az olucaktır. Hikaye anlatır gibi başladığın o tutkun şimdi fırtınaya dönüşmüş rüzgarla sevişirken dökülenler ne onun hikayesi , nede onun sana sunacakaları olucaktır  dökülen sadece sen olucaksın.

Düşünmeye çekildiğin anların arasında ona ayırdığın zaman düşüncenden daha fazla olması onun hatasımı senin hatan mı , yoksa herşeyi unutmam gerek dediğin an gelen anıların çarpıklığımı hatalı. Ne kadar karşı koyarsan koy veya ne kadar kaçarsan kaç asla kaçamayacak olmanın verdiği buruklukla çiğnenmeye mahkum olmuşsun sen artık. Bu ne bir aşk ne bir sevgi bu tamamen bir tutku bir boyun eğme. Bu sesizce ellerinle sunduğun gerçek ışığının sönüşünü izlemek gibi.

Ne ona bağıra bilirsin , ne ona aşık olabilirsin sen onu asla sevemezsin senin onu ne sevmeye , ne merak etmeye hakkın yok. Sen dokunsan bile hissedemediğin buzullara seyirci kalmış yalnız bir buz kütlesi o ise kocaman bir buz dağı.Arkasında kaldığını kabul etsende içinde sürekli dolanan o sıkıntı ne zaman seni terk eder bu işte merak konusu olarak kalır.

Şimdi o yüzünü çevirmiş başka bir kalbe sen kalmış geride beklemişsin de sor hadi

- Şimdi ben ne olacağım ?

Ağlasanda , damarlarını kesip bütün kanları akıtsan da , Bütün benliğini söküp farklı farklı diksen bile sen şimdi onun artığı olarak kaderin fahişeleri arasına adını yazdırıcaksın.

Anlatamadığım duyguları bana veren şimdi sen huzurla sevişiyor isen bu benim sayemde olandır. Benim sayemde sen şimdi mutlu ve benim sayemde ben bu kadar bitkin tükenmiş.Son sorum olsun sana çocuk

-Peki bana geri dönüp beni alacakmısın yanına ?

2 Ağustos 2012 Perşembe

Ben kimim............Ben senin anlattığın o kadınmıyım ?

Tanrım;

Sunduklarınla bize ulaşanlar arasında ki gel gitlerden yıpranmış olanları ellerime bırakma huyunu şimdi şimdi anlıyorum.Açıkçası pek takmıyor gibi görünsem de senden gelen herşey benim en önemli anım oluyor. Hayat beni geri çekse de ayaklarım parçalansa da yürümeye devam etme iç güdümü asla çürümeye terk etmiycem.

Sevilmek için değer görmek için ilk önce kendimi sevmem gerek değil mi Tanrım ? Bunu biliyorum ama kendimi , kendimizi sevmemiz için bize sundukların bukadar ağırken nasıl olurda sevilme konusuna bukadar aç olmamızı engelleye bilirsin. Bazen düşünüyorum böyle olan bir hayatı nereye kadar yürütebilirim veya  nereye kadar bizler böle gidebiliriz.

Belki de yalnışlarımızı çok kolay bulurken doğru olanları görmezden gelmek bizim en büyük yeteneklerimizden.Boş olan bahçemizi güzelleştirmek için topladığımız tohumlar başkalarına ait olsada aşığım demekle o tohumu yeşertemiyoruz işte.Birini sever sonra gider veya gideriz sonra boşluklarla kaplanırız. Aslında boşluk bile bir duygudur bizler için. Özledim seni demek için başka yerden kalkmasını beklemek mi doğru olan. Şiir olmak isterken düz yazılara hapis olmak işte bu çok zor olanı yapmaya çalışmak gibi.

Herneyse böle gidip gelmekle sonumuza bizi yetiştiriyorsun Tanrım. Böylesi bir aşkı böylesi bir hayatı balcıklarınla bize verdiğin için şükür mü etmeli yoksa yüzlerimizimi eğmeliyiz aşağılara bilmiyorum.Şuanda göğüsümde atanı durdurmak istiyorum bunu istesem bile yapamıyor olmam korkumdan mı yoksa merakımdan mı Tanrım ? Sevilmek dediğin bumuydu yani bumuydu doğru olanın senin !

Kaçarlar kovalarız yakalarız ama yinede kaçarlar işte o anda boşver demek bizi cesaretli gösterse de biz işte o anda ölüme biraz daha yakınlaşmış oluruz.Koşuyorum ama nereye kime niçin ? Çok fazla soru var ama hiç bir zaman cevap bulamıyorum.Geceleri severken ne oldu da ben gecelerden korkar oldum.Suçlanmak mı kötü olan yoksa kendini asla anlatamıyor olman mı. Ağlıyormuyum evet ağlıyorum ! akıtamadığım göz yaşlarımla ağlıyorum.

Uzaklar da olana ağlıyorum parçalara ayırdığım bedenime koruyamadığım ruhuma ağlıyorum. Kazandığımı sandığım için ağlıyorum. Mutlu olduğum için ağlıyorum. Şeyy aslında ben niçin ağlıyordum ?
Ben kimim ?
Sen kimsin ?
 Gömlek giyip kravat taktıktan sonra sıkılan boynunu rahatlatmak için biraz gevşettiğin kravatın verdiği o an ki rahatlama kısa olsada her an yapıla bilcek bişey olsaydı güzel olurdu. Buna bile gerek duymak kötü sanırım.

Yazıyorum ama niçn yazıyorum bilmiyorum ama yazıyorum.Niye ben uyuyamıyorum onun uyuduğu gibi veya niçin onun gibi vurdum duymaz olamıyorum.
 Tanrım !
 Senin yaptıkların bizi yalnışa sürmekten başka bişey değil.

Ben kimim............Ben senin anlattığın o kadınmıyım ?

Yollar arşınladığın kadarmı yoksa sonucuna vardığın kadar mı ?

Çok fazla yollardan geçsen de , çok fazla olması gerektiği kavramın olsa bile , aslında hiç bir yolu bitiremediğinin farkına çok geç varıyorsun. Ben geldim derken bile kime gittiğinin önemi yoktur. Sadece birine ben geldim diye bilmek için yollarını arşınlamışsındır. Tozlara bulanmış olsanda her yerin parçalanmış bile olsa vardığın yerde bunları toparlaya bilcek birinin varlığından asla emin olamayacaksın.' Beni dinlermisin ' demeden kimse seni dinlemez. Bizler , sizler böle yetişrildik.

Yollarınızda sırtınıza topladıklarınız asla inmeye bilir , hatta daha fazla yük bine bilir sırtınıza. Yıpranmış kanatlarınızın ihtişamı asla geri gelmeye bilir. Buna rağmen kendini bir yalana bulamış olman seni çokta yukarı çıkarmaz.Aslında sen göğe çıkmak istesen bile senin üstünden geçenlerden dolayı sen artık ölmüş bir benliğe sahipsindir. Kendi ellerinle onlara sunduğun benliğin için ağlaman komik.Kalbin en başta , ruhun en sonda ve bedenin topraklara gömülmüş.Şimdi Vücudundan damlayanları kim anlaya bilir ki ?

Kim seni sarabilir ki ? Bizler aşık oluruz ilk , kademe kademedir bu şimdi bı yolda ilerleme zamanıdır senin için. Aşık olduktan sonra aşkını buna inandırırsın , onu kendine aşık edersin en sonunda ne olur biliyormusun ? O senin aşkına başlarken sen artık paramparça olmuşsundur. Sen artık kaybolmuş ve ölmek için gökyüzüne açtığın ellerinla baş başa kalmışsındır. Benden yaşın artık önemli değildir senin için , artık senin için en önemli olan ruhunun yaşlılığını durdurup gençleştirmektir. Peki zaman geri alınabilir mi ? İmkansızlığa gömdüğün doğuma gelebilir mi ?

Nefes alışların hızlandı değil mi ? Çok zor nefes alıyorsun ama ne gittiğin yolda karşılaştıkların nede yolun sonunda doğru olduğunu sandığın kişi , kimse sana nefesini vermiyor değil mi. Şimdi söyle kendine , Nerelere bıraktın nefesini , kimlere açtın ellerini ve bak aynaya , yansıyan senmisin yoksa asla göremediğin gerçekliğin mi.