8 Ekim 2015 Perşembe

nyuuu: Bir şişenin içine mektup yazacak olsaydım bu olurd...

nyuuu: Bir şişenin içine mektup yazacak olsaydım bu olurd...:                                          '' Unutulmaya yüz tutmuş ruhların bıraktığı sevgi ışıltıları adına....''  ...

6 Temmuz 2015 Pazartesi

Ben bugün büyümesem de sen benimle devam edecek misin ? (2.)



                  

                      ''Bir okula alışılmış sınıf arkadaşların gruplaşmış olduğu bir sınıfa sonradan gelirsiniz çok fazla başınızın ağrıdığını biliyor muydunuz?''



                  Meltem çok fazla konuşurdu her şeyden ama her şeyden konuşur ve baş şişirmede üstüne kimseyi tanımazdım sanırım. İlk okul üçüncü sınıfın yarılarında artık sınıfa alışmış hepsinin geri zekâlı olduğuna tam anlamıyla karar vermiştim. Çok fazla uzakta durmak istesem de annemin ; 
-                                                                                                                                                                      Arkadaş edin !

Baskısı da bir o kadar sıkıcı, can sıkıcı olmaya başlamıştı. Öğretmenimiz sürekli şu popüler denen kızla uğraşmayı tercih eder onun dışında soruları kabul etmezdi. Bir şekilde devam eden günler bahçeye çık konuşmaları dinle katıl kantinde sıra eve dön ödev babamın sürekli değiştirdiği kanallara bak dur .

                                                                        ( Tabi o zamanlar uydu yayını yok durum şöyle
– Çık çatıya anteni çevir ben bağıracağım düzgün mü değil mi ?     Atraksiyonlara gell )


                     Yavaş yavaş havalar ısınmış kızlar olmayan göğüslerine rağmen nedensiz mavi olan okul formasını ( yaka takılan eski tip ) yakasını çıkarınca dekolte vermiş gibi gezmeleri başladı . İlerde bu benim için zor bir atlatma süreci olacak. Kızlarla anlaşamadığımı zaten biliyordum erkeklerle daha iyi kaynaşmış ve onların yanında daha rahat konuşup gülmeye başlamıştım. O zamanlar hiç fark etmediğim bir durumla karşılaştım kıskançlık, kin, dedikodu. ( Ulen ne salak karılar var lan) . Kızlar konuşmamaya erkek sever demeye başlamışlardı. Erkek sever neydi lan diye sorgularken içim sıkılmaya ve ağlamaya başlamıştım çok . Kızlar böle diyor diye değil ağlamamın nedeni nasıl böle bir dünyada olduğumun acısıydı sanki. Gözlerim kızarırdı gözyaşlarım eşitliğini korur burnum akar ve ben asla peçete kullanmazdım. ( Burunu mu silmediğim anlamına gelmesin ) İşte o zamanlarda ilerledikçe yaşamımda bunun ne demek olduğunu çok iyi anlayacaktım.
               


               Bir şekilde yaz tatili geldi okul kapandı mutluluk. Karnem düzgün annem mutlu gururlu bende uykumla mutluydum. Teyzemler ve bizim aile 1 haftalığına gümüldür e denize gidecekmiş!   LAN BEN YÜZME BİLMİYORUM !!!



12 Mayıs 2015 Salı

Ben bugün büyümesem de sen benimle devam edecekmisin ?




     '' Başlangıç için epey bir eskiye gitmek gerek sevgiyi arayışa kadar inmek gerek . Ne zaman sevgiyi hissetmeye başladığımızı hatırlamak için doğum anına mı inmek gerek acaba. Sevgi tohumu olanların sayısı yıllar geçtikçe azalırken yalan sevda kurşunu olan çocukların sevgi anlayışı nerelerde acaba ? Bu kadar derinden gelirken başlangıcı yakalamak emin değilim.''
           

        Gözlerimi açtığım da minik parmaklarımı hatırlıyorum yeşille yeni buluşmuş olmanın verdiği bir heyecan kaplamıştı içimi. Hafif bir nemlilik ile içim ürpermişti üşüyordum , bu duyguyu da yeni keşfetmişken keyfini sürmem gerektiğini anlamam fazlada zamanımı almamıştı. Güneş yakmıyor ama ısıtması gayet iyi idi. Bakıyordum bir birinden uzakta duran iki dut ağacına aynı türden olup neden uzakta olduklarını düşünürken buldum kendimi. Sorum ile etrafımdakileri şaşırtsam bile aldığım cevap nedense çok canımı yakmıştı.

* Biri dişi biri erkek yan yana büyüyemezlermiş o yüzden ayrı ayrı ekmişler....

  O an da sarsıldım sanırım gözlerim dolmaya başladı ama anlatamadım baktığım da bir birlerine yakışan iki varlıktı ama ayırmışlardı işte o zaman anlamalıydım belki de sevginin buluşulması en zor duygulardan olduğunu.

   Yıllar geçtikçe buna daha çok şahit olmaya daha çok yaşamaya başlamıştım. Ölümler oluyor , ağlanıyor , unutuluyor , doğumlar oluyor bayram havası sarıyor etrafı. Anlamsızlaşan her şey arka arkaya sıralanmış çok zor birbirine kilitlenen zincirler gibiydi sanki. Gözlerimden akan giden yaşlar her zaman tuz tadındaydı yanaklarımı yakarak dudak kenarıma değer ve aynı anda akmaya meyilli gibi çenemin altında toplanırdı. Zincirlerin bu kadar sağlam olmaması canımı yakıyordu aslında söyleyemedim. Çocuktum bakıldığında minik elli minik yüzlü hastalıklı gibiydim bazı anlarda zorla öğle uykusuna yatırılan ve bunu kitap okuyarak geçirmeye çalışan hastalıklı çocuk o bendim. Tek bir kitap vardı RAPUNZEL uzun saçlı tek başına o kulede kalan defalarca okusam bile yine aynı heyecan yine aynı merak gariptim de sanırım ben.

     Artık iyice serpilmiştim öle diyorlardı  * Kocaman kız oldun sen... bunu anlayamıyordum kocaman olmak neydi ki ? Kocaman olmam için bilgi yükümün olması gerekmez miydi ? Kocaman olmak boyunun uzaması okuldaki sınıfının artması mı idi ? Okuldaki bilgiler nedensiz şekilde gereksiz gelirdi.. ( aslında hala öle geliyor bir yere kadar ) Hadi ama sizlerde böle hissettiniz elbette bir yerde. Cinsiyet kavramım asla olmamıştı aslında ilk önce bana erkek - kız -adam-kadın ve benzeri şeyler aktarılmaya başlandı ve ben bunu hep garip buldum evet biliyorum duyuyorum sen garipsin diyorsunuz ... Yıllar geçmeye devam ediyor. İlk kez alınan zayıflar , ilk kez atılan tokat ve can çekişmeler büyüyordum...

     Orta okula geçtiğimde okulumu değiştirmem gerekti taşınmıştık. Yeni kişiler yeni ev yeni okul. Korkuyordum hala hatırlıyorum o korkuyu annemin ,

 * Kızım sınıfının sırası bu hadi arkadaşlarının yanına git ...

Arkadaş mı ? tanımıyordum hiç birini nasıl arkadaş olabilirdim ki ? O an da hiç hissetmediğim bir şeyle karşılaştım merak ile olan  bakışın nasıl bir hissi olduğunu soruları anlamıştım

* Kim bu ?
* Neden bu sırada ?
* Salak kız yanlış sıraya girmiş *** gülüşmeler***

  Ben salak kız olarak sınıfa giriş yaptığımda alışılmış bir sınıf sırası alışılmış bir grup ve kişiler vardı. Bir dakika salak ben değilim sizsiniz kaba çocuklar . Düşünmüş ama söylememiştim utangaç olduğumu hatırladım şimdi. Meraklı sorular bakışlar gerginlik bildiklerimi unutmak ahh hala can sıkıcı geliyor bana. Bununla birlikte ilk kez popüler olma durumuyla karşılaştım konuşmalar şu şekil de ilerledi

 * Hangi okuldan geldin buraya neden geldin ki
-- Boş bakışlar
* Konuşamıyor musun ?
-- Ahmet kutsi den geldim taşındık o yüzden bu okula geldim.
* Şu kız var ya herkes sever öğretmen onu her zaman ayrı tutar
 İşaret parmağını kullanmak yerine kalem ucu ile köşede konuşmalara katılan birini gösterdi . Beni ilgilendirmeyen konular banane demek istesem de annemin sözleri

 * Kızım diğer okuldaki gibi olma !!!!

-- Anladım . Peki.

* Aysen de ne böle surat asık bir kızsın. Meltem hadi bahçeye çıkalım ..

  Yanımdan ayrıldığında yaşadığım mutluluk, annemin saçımı toparken ki acımasızlığı ile birleşince başım ağrıyor.


     Korku ile kalan heyecan ile birleşen ilkler başarılar ve başarısızlıklar  her şeyi harmanlayan bir kızın başlangıcı böle olmuştu karışık ama net devamında ise yıllar daha çok geçecek parça parça gelecek hepsi...



    Dip Not: İlk kez hikaye yazmayı deniyorum yorumlarınızı merakla bekliyorum. teşekkür ederim.







9 Mayıs 2015 Cumartesi

Teşekkür Ederim


   '' İlk kez ellerim heyecandan titriyor yazı yazmak beni hiç bu kadar heyecanlandırmamıştı teşekkür ederim sonsuz teşekkürlerimi sunarım sana ... ''


          Umutsuzluğu o kadar fazla yaşadı ki ruhum bedenim göz yaşlarımın akmamak üzere tükendiği zamanlar vardı. Ağlıyor ama kuru kalıyordu gözlerim bakıyor ama görmüyordu. Çok kısa süren çok yalan renkler sardı etrafımı her seferinde umutlandığı mı düşünmeye başladığım an yine siyahla kaplandı kalbim taaki o güne kadar seni görene kadar. Sevgi , aşk neydi diye yıllardır düşündüm , izledim , gözlemledim yaşadığımı düşündüm bazende yaşamak konusunda şartlandırdım kendimi. Tanrı bile bir hiç olmuştu benim için koca bir hiç , hiçlik denizinde yüzerken o adaya denk geldim şaşkınlık ve umutla kulaç attım denize de yosunlardan otlardan yabani olan her şey den geçtim bedenim kanadı durdum dinlendim yine doğum yaptım eksik parçalarımı tamamladım. Ahhh ne heyecan vericiydi o an . Kayıplarımla değil yeni doğumlarımla geldin bana hoş geldin de. Ne güzel ne harika ne kadar da sevimliydi her geçen zaman umudu götürmüyor her geçen zaman umut dolu yarınlar olacağını fısıldıyor bana.

      Bizi bir birimize bağlamasınlar biz zaten bir birimize bağlıyız. Sen ve ben olmadık biz olduk ellerinin sıcaklığı tüm ruhumu ısıttı göz yaşlarım vardı artık tuzlu yüzümü yakan değil yüzümde hoşluk bırakan o yaşları ne kadar da özlemişim ne kadar unutmuşum hatırladım. Evren denizinde yüz benimle adam gözlerin beni gördü bende seni görüyorum . Göz bebeklerin beni gördü ve ben her seferinde daha da büyüyerek o gözlerde kayboldum. Nefes almalarım  daha keskin daha net ben yaşıyorum. Ruhum ışık ben yıldız yedim ..

    Özlüyorum çok özlüyorum gidiyorsun özlüyorum görüyorum özlüyorum konuşuyorum özlüyorum benim özlemim doymuyor. Doyamıyorum sana ten kokuna saç tellerine dudaklarına parmak uçlarına. Yoğun yaşıyorum belki belki çok fazla seni istiyorum engelleyemiyorum çocuk gibi etrafında koşmak konuşmak gülmek istiyorum. Sevişiyorum seninle hissediyorum kesik kesik konuşuyor gözlerim yok oluyor çünkü biz seninle görebiliyoruz.

   Teşekkür ederim bana hayatı verdiğin için beni ben olarak gördüğün için yüzünü dönsen de yine gözlerinin önüne geçeceğim . Ben seni sevdim sende beni sevdin huzur çocuğumuz umut evimiz oldu sevgi yemeğimiz aşk tatlımız oldu ve ben sana adım attım sen beni bekliyordun . Ellerini asla bırakmayacağım adam sen yaşa ben seninle sonsuza gözüm kapalı giderim. Teşekkür ederim beni sevdiğin için ..

                                                                          Seni Seviyorum....


27 Nisan 2015 Pazartesi

Korkuyorum bende çok korkuyor çok gülüyorum.

 Unutamadıklarımızın ölmüşlüğü leş kokusu sarmış olsa da etrafımızı yürümeye devam eder haldeyiz..


  Yanlız kalmaktan korkuyor insan her ne kadar birine ihtiyacım yok desede açlık giderildikçe artıyor. Korkuyoruz hem insanlardan hemde kendimizden. Umut nerelere gömülmüş acaba ? Duyguya sozum varmis az once de aklıma geldi peki sözümü gerçekliğe nasıl taşımam gerek. Her an korkutucu sorular her an cevapsızlık . Sen yaşıyormusun. Ruhun nereye gömülü fahişe. Cevapsız sorularımız var bizim . Ölüme kadar ayaklarımızda sürüceğimiz prangalarımız.

    Korkuyorum bende çok korkuyor çok gülüyorum. Çok konuşuyor suskunluğumdan kaçıyorum. Çok güzel yalanlara sarıyorlar beni bedenim delik ruhum sızdırıyor . Acım tarifsiz kelimelerim yetersiz ve sen yüzünü gözünü kalbini benim dışımda herkese veriyorsun. Yanlız değilsin demen bile titretiyor içimi . Beni seviyormusun aşk.

  Lanetini içinde taşıyan şeytan gibi nefesler derin keskin ve net. Hayat fahişe gibi bedeni açık sonu belirsiz ve sen ayna gibisin gördüğüm  ama dokunamadığım.

Korkuyorum senden ama en çok korktuğum sen bile beni yok edemiyorsun . Buna razı olmayan benliğim kapı açık gir artık içeri...

 

18 Kasım 2014 Salı




          Ayrılık günlüklerim......


 Bununla ilgili yakında bir yazı dizisi yazacağım bakalım nasıl olacak e-mail atıp soran kişilere teşekkür eder yakında yeni yazım için desteğinizi beklemekteyim ....

23 Ağustos 2014 Cumartesi

Bir şişenin içine mektup yazacak olsaydım bu olurdu. Bana getirmesi için onu...




                   
                     '' Unutulmaya yüz tutmuş ruhların bıraktığı sevgi ışıltıları adına....''




      Sevgili;

            Zamanın neresinde seni yakalayacağımı asla bilemedim . Her daim engebeler , yüzler , kapanan perdeler , koşmak veya yürümek belkide ikisi bir anda ancak asla ne yakalayacağımı bilemeden sadece ilerlemek. Birinin sadece koşması sonunu düşünmemesi doğrumu acaba ? Bunları düşünürken belki bu kapıdır , belki de buradaydı , taşın altı  diye diye ellerimi sokmadığım delik kalmadı sanırım bu zaman içerisinde. Seni arıyordum sevgili seni bulmak için değil seni yaşamak için arıyordum.

         Güneş ışıklarının tanelerine gömülü olduğunu bilemedim sevgilim. Bilemedim ki kokunu aldığımda arkamı dönüp bakmam gerektiğini. Hani bazen tanıdık bir koku hissedersin bir anda *Ben bu kokuyu tanıyorum ama nereden ? düşünür düşünür bulamazsın ama o koku sende çok anlam kazanır ya . İşte öle bir şeysin sen. Hatırladığım ama yüzünü görmediğim ,  anılarım yüzüme yansısın  en derinden gelen ışıltı.

         Sevgilim bir bilsen senin için neler biriktirdim. Bazen yanlışlara düştüm , bazen çok mutlu oldum bazen ise bedenimi yok etmeyi düşündüm ama yinede zamana boyun eğmeden seni aramaya devam ettim. Bazen belki senin için biriktirdiklerim den başkalarına gösterdim kızma bana sevgilim bilemedim o anda aslında onların doğru olmadığını.


        Sevgili sen artık benim tenimden akacak son su damlası olmalısın.

        Ve şimdi gözlerimi kapadım ...... Seni biliyorum.....