30 Nisan 2014 Çarşamba

Toprak mezarım değil cennetim misali...





‘’Biliyor musun her ışık harika olsa da senin ışıksızlığın benim için mükemmeldi.’’



              Güzel okyanuslara gömülsün bedenim ruhum balinalar ile yaşasın aşkı. Yunuslar gibi şen şakrak sesleri duysun kulaklarım, gözlerim her yeri gören iguana gibi olsun. Bedenime hapis tutmasınlar beni yaşamak için seçilen yolum değil yaşamak için kendi yolumu açacak gücüm olsun. Şimdi bile gözlerim ufka bakarken yanıyorsa nefesim göğsüme batıyorsa hala çok başındaysam hayatın bilgi canavarı gibi yaşamaya çalışmamam gerekir.

                Evrene saldım ruhumu gezegenlere baksın, yıldızları görsün yok olmuşluğa şahit olsun geri gelsin anlatsın bunu tüm gözeneklerime bedenime. Kayaları delip geçen tomurcuklar kadar yaşama tutunma gücüm olsun gökyüzü üstüme işesin ben yine de yeşile göz yummayım.  Umutsuzluk kapı komşum olsun, umudum ev arkadaşımken yine de değerini bilmek için komşuya a bakmak gerek.

                Ağaçlar altına gömülsün bedenim tohumlara gübre olayım. Bedenim için yanıma gelenleri lanete süreklerin gözyaşlarım. Yaşadıklarını düşünürken illüzyona yenik düşsünler. Bir gün tanrı bana gerçek olduğunu kanıtlasın. Yarattığını savunduğu insanlığı yok etsin. Varsın olsun bende yok olmuş olayım. Doğru ya beden zaten yok olma mekanizmasıydı. Ruhumu sakladım ufak kutuların içine matruşka misali iç içe koydum koydum en sonuna gelebilecek ruh henüz yeryüzüne inmedi. Ruhum hala evrenden geri dönüş yapmadı.

                Ve bir gün yok olma arifesin de yine ellerim toprakla bir bütün olsun. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder