11 Ocak 2014 Cumartesi

Tanrı eleştiriye açık olasaydı....



                 


                      Tanrı var olduğunu kanıtlama aşamasına geçti ise kaos ortamında nefes almaya çalışanların çabası Tanrısallığın kanıtı olmalı. Kendi içerisin de çıktığı yolda henüz bir seçim yapmamış olanalrın çıkluğu seçim kararında ne kadar geri olduğumuzun da esas kanıtıdır. 

                     Tanrı sözlere yazılara gebe bırakılmasaydı eğer çocukları hala yaşıyor olurmuydu. Kimsesiz kalmışların gözleri artık gökyüzüne bakamayacak kadar karanlıktaysa umut lüks bir ihtiyaç olmuştur. İhtiyaçlar giderildikçe azalıyor ise hiç azalmayan o ihtiyacın tüketimineden çoktur ? Söz gelimi sen ona aç isen , o da başkasına aç yaşıyor ise bu denklemin doyan kişisi kimdir ? Her başın sıkıştığında ellerini açıcak isen inanıştamı ihtiyaçla ortaya çıkan bir kavramdır. Tartışmaya açık olan konuların sonuncunun olmaması bizlere açılan bir yoldur aslında.

                      Duyduklarına daha çok itibar edicek isen , gördüklerin için göz yaşı dökmek lanettir. Gördüğün halde kabul edemediklerinin çok olması senin bakış açında sorun olduğunun temelidir. Her an şikayet edicek kadar genişleğe sahip iseniz hayatınızda yaşamaya çalıştığınız alanda bir okadar dardır. Hayatı yakalamak için harcadığınız çabayı hayatı yaşamak için kullansaydınız eğer Hayat evet hayat daha güzel çiçeklenirdi.

                       Ve Tanrı açtı bacakalrını, bacakları arasından süzülenlere İnsan adını verdi.
                         Ve Tanrı savurdu ellerini evrende sıkışıp kalalım diye bir küreye.
                            Ve Tanrı gözlerimizi kapadı gördüğümüzü sanarken hiç bir şeyi yargılamayalım diye.
                               Ve Tanrı sözlerde asılı kaldıysa ve biz de hayatı yakalamak için bir tavşanın arkasın dan koşan yarış atları gibi isek hangisi daha inandırıcı olmalı kulankarınız da.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder