Baş kaldırışlarımız vardır bizim her an olmasa bile öle bir anda olur ki bu kaldırışlar yıkama yakın bir orantıya sahiptir. Nefeslerin düğüm düğüm olur ve nerde nasıl nefes alıp vermen gerektiğini bilemezsin. Bilemezsin sen nasıl bir haykırışa şahit olucağını. Kişilerin içinde sakladığı güç mü doğru olan , yoksa başkalarından aldığı enerjilermi bizleri güçlü kılan. Çatışmalara gebe bırakılan bu güç savaşları içersinde yeşermek doğrumu yoksa yalnış mı.
Güçlü kalmak mı bizleri cennete çıkarıcak olan merdiven. Her adım attığımız anda sallanan yerler , yağmurların yumuşattığı toprak ve ayakta durmaya çalışan bedenin. Asla geriğe dönmiceğini düşünürken geride unuttukların. Senin ve geride bıraktıkların arasında her zmaan bir bağ vardır ve sen ileri gittiğini düşünsen bile yıkımını arkanda taşıdığını asla bilemezsin. Çünkü sen bilme arzunu gömmüş kör balçığa verdin bedenini açtın tüm gövdeni ve fırlatıp attın ruhunu. Ruhsuz kaldığın savaşlardan başarılı olsanda bedenin çöküşü bir yıldırım gibi sarar seni ve o anda sen ruhunu arar olursun. Şimdi bak bakalım senmi yoksa ruhunmu ileride kalmış.
Gebelik dönemin herzaman seni yavaşlatır. Gebelik sadece bir bebek objesi olmamalıdır. Sen beklentilerine gebe kalırsın , umuduna gebe kalırsın , hayaline gebe kalırsın ve en sonu yüzüne tokat gibi çarpıcak olan unuttuklarına gebe kalırsın. Hayatın yolunda ya doğumunu bekliceksin senin için doğru olduğunu sandığın yerde yada gebeliğini doğru alanlara serpiceksin ileride ne olucaktı dememek için. Baş kaldırışının o anı gebeliğinin bitimi olsa bile bir kaç süre sonra yeni bir gebelik dönemi seni sarmış ve sen yine baş kaldırışları arar olucaksın. Aslında sonuna kadar kaldırğıdını sandığın başın , fırlatıp attığını sandığın o duygu birikimleri tam karşında seni bekliyor olucaktır.Şimdi ne vaktidir gerçekten olduğunu düşündüğün kişi olarak sona gitmek mi , yoksa olman gereken hayalini gerçekleştirmek mi ?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder