Asla farkına varamadığımız bişey vardır bedel ödeyen bedenimiz değil ruhumuzdur aslında. Çok yaşarız çok konuşuruz ama en sonunda yıkılan içimizde saklı tuttuğumuz en gizli bizden başka bişey değildir. Çok konuşuruz aslında saklanmak için. Çok konuşan saklanmayı çok iyi bilendir . Ama susmak çok zordur en zor olanıdır sustuğun an içinde dizginleyemediğin senle karşı karşıya kalmak . Zordur yaşamak kendini. Kolaydır başkalarının tenlerinde yaşamak. Bazen öle bir an gelir ki başka birinin tenine gözeneklerine ihtiyacın olduğunda o çoktan başka tenlerde akmaya başladığı gerçeği ile karşı karşıya gelmek.
Yüz çevirirsin görmezlikten gelirsin. Kulakların açıktır ama kaybettiklerine tıkarsın duymamaya çalışırsın ne kendini nede kaybettiğinin sesisini. Ama bunu başaramazsın çünkü sen diğerlerini duymazsın duymaman gerekenleri duyarsın. Çıldırma evrendir o an senin. Yağmur yağsın istersin o anda yıldırımlar düşsün çatlak topraklara okadar çok ses olsun istersin ki kendi kapatmaya çalıştığın sesini bastırsın.Yeryüzüne insin istersin güneşin en parlak ışığının dışarı dökülsün insanlar ki senin pencerede beklediğini kimse farkına varmasın.
Kaldırımlara düşman olursun sen artık ruhunun çırpınışına kardeş olanları görmemek için.Ruh neydi dersin red etmek için içini yok saymak için herşeyi yapa bilcek bir katil olmuşsundur ve HOŞGELDİN KENDİNİN KATİLİ SEN ve HOŞÇAKAL KENDİSİNİ KORUMAYA AND İÇMİŞ VİCDAN. Sözleri dökerken dudaklarından yalanlara başvurmaya başlarsın neydi o yalanlar nasıl sölenmeliydi diye asla düşünmezsin çünkü çoktan düşünmeden yalan söleye başlamışsındır.
Dokunuşların sahte olmuştur parmak uçların soğuk değil mi . Hadi dökülsün yalanlar dudaklarından ^Kansız bir vücudum var o yüzden soğuk ellerim.^ tanıdık geldi değil mi ? Gecelere düşmansındır artık. Geceler yer bitirir seni kemirir yavaş yavaş delikler oluşmaya başlar ruhunda. Ne güzel örtesin bedenini öle renklerle sen.
Kabullenmek neydi ? Kime kabul ettirmeliydin ? Aslında sorularla okadar çok meşgul olmalısın ki cevapların olmasın. Cevaplarını bildiğin halde neden soru sorar ki insan ? Ben gibi sen gibi o gibi bizler neden bildiğimiz sorular sorarız ki ?
Kimseye sormadan yol almayı nezaman unuttuk ki .
Bedenin mi acı çekmişti ? Tekrar düşün istersen seslere okadar çok kaptırdığın kulaklarını sesizliğeçevirde bak bakalım kim acı için de.
İnsanlara mı aç olmalıyız yoksa ruhumuzun huzuruna mı aç ? Konuşmaya çalışırsın anlatmaya çalışırsın ama kimse anlayamaz seni veya anladıklarını sanır. Ama bilinen ve asla kabul edilmeyen nedir İnsanlar arasında algı farkı vardır. Senin için zor olan diğeri için kolay dır. Sen onların gözünde herzaman şikayet edensindir. Sen onların gözünde hiç bişey yaşayamayan bir varlıksındır. Onlar insan dı değil mi ?
Göz bebeklerinde başkasını görmeye aç kalsan da ilk önce kendi ruhunu görmeyi bilmelisin. Gözlerini dünya ya kapadığın sırada ilk önce keşkelerin değil kendin gelmelisin gözlerine. Saçlarından akan bedeninde yaşayan parazitler değil saçından akan ruhunu seven olmalıdır.Sözler herzaman akar akar akar ama asla dokunuşlara yetişemez.
Hiç bilmediğin ney di senin içinde ki neydi. Sen kimsin ?
Sen ağladığın zaman sana eşlik edene sırt döndüğün yeterli değil mi ? Yalnız kalmak istediğin zaman herkese sırt çevirmek mi doğru olan. Yarım kalan herşeye baştan başlamak mı çözüm. Çok sevdiğin herşeyi değiştirmek mi seni mutlu edicek. Sen ağlarsan ben ağlarım diyen senle asla ağlamaz . Biz ruhumuza ihanet etmiş korkaklarız bizler buna rağmen sana el açan olacaktır elbet ama ama ne zaman ? Her el açan doğrumudur diye diye yitip gidicez işte. Kar tanesi gibi eriyip yitip gidicez.
Susma vaktidir artık kendini görmek için.........
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder