Ellerimizin çok fazla yeteneğinin olmasına rağmen sınırlandırmak veya sınırlandırılması bizi gözle görülemeyen ama orda olduğunu bildiğimiz kelepçelere maruz bırakıyor. Yaptıklarımızın yanında taşıdığımız egomuz her an yanımızdayken olduğumuzu sandığımız ama asla olmadığımız kişiler arasında olan çatışmaya göz yumuyor olmamızda bizi bağlayan kelepçelerimizdendir.
Biliyoruz hapis edilmeye çalışıldığımız o yaşam parçasını. Bilmiyoruz ki bize sunulan yaşam parçasının kişilerin istediği için oluşturduğunu. Peki özgür olması gereken ellerinle yaratacağın kendi yaşam parçanın nasıl olucağı sorunun bıraktığı o merak dürtüsü nereler de? Kişilerin her yaptığı harekete anlam yüklediğimiz kaçınılmaz gerçek iken bizim, onların, sizin kısıtlanmış olduğu gerçeğini anlamış olmamıza rağmen neden bu gerçeği dökemiyoruz bizler? Bu gerçeği bildiğimiz halde neden karşındakilerinde bu gerçeğine saygı göstermiyoruz? Şımarıklık mı yoksa çok biliyorum arzusumu bunu bizlere yaptıan. Nedir bizleri kelepçeye vuran asıl konu, kavram, gerçek?
Yazılar yazmak için duygularımızı dökmek için kullandığımız ellerimiz bunu gerçekleştiriken başkalarından esinlendiğimiz veya çaldığımız düşünceler beynin ve ellerilerinle zıt orantıdadır. Bu orantının zıtlığına rağmen çalma eğilimini gerçekleştrirken uyguladığımız baskıyı kendi yaşamını oluşturmak için kullansaydınız şu andan daha farklı biri olabilirdiniz. Kendilerini süsleyen şık kadınlar süslerinizin altında parlayanlar müceverleriniz değil kelepçelerinizdir. Kaliteli olmak kelepçeleri boyamak değil onları kırmaktır aslında.
Biliyoruz bunların bizi sardığını sarstığını. Bildiklerimiz yapamadıklarımız olmuş. Yapmak istediklerimiz çok iken sadece sözlerle bir yerde olduğumuzu gösterme yeteneğimizi her an geliştirebiliyoruz. Kendimizi geliştirmek yerine bunu tercih ediyor olmamız da olduğumuz alanın darlığını gözler önüne seriyor. Sözlerle boyadığınız kelepçeleriniz bir zaman sonra boya tutmadığında asıl olduğunuz ve sakladığınız kişinin yükleşinine asla engel olamayacaksınız.
Gözlerinizi kapadığınız an cennette, çok iyi bir yerde, sevdiğinizin yanında olduğunuzu hayal etseniz bile asla olayacağını bilipte belki diye sarıldığınız boşluğunuz. Uzatmak istersiniz ellerinizi, uzaklara sarılmak istersiniz belkide sevişmek istersiniz de o görmezden geldiğiniz süslediğiniz kapattığınız ve hiç uğraşmadığınız kelepçelerinizle sizler nereye gidebileceksiniz ki?
Elleriniz başkasının mı yoksa kendi korkanlığınamı boyun eğmiş ?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder